 | | ISBN13 978-975-342-073-0 | | 13x19,5 cm, 208 s. |
Liste fiyatı: 25.50 TL İndirimli fiyatı: 20.40 TL İndirim oranı: %20 {"value":25.5,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"482","item_name":"Ahdım Var","discount":5.10,"price":25.50,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Ahdım Var Yayıma Hazırlayan: İ. Kaya Şahin Yayın Yönetmeni: Müge Gürsoy Sökmen Kapak Resmi: Deniz Bilgin |
"Henüz bir masal olan şu zaman, sana göstermeden bir yere gizlenmiş olabilir. Ya git, ya da kal. Mesafeyi dondurmuş, boğazını kurutmuş, dilini koparmış, başını döndürmüş olabilir. Git, ya da kal. Karşındaki karanlık, yüzüne çığlık çığlıa çarpıp duruyor olabilir. Git... Kal... Sadece parmaklarının yardımıyla konuşabilen şu dudaklardan sızan sayıklama, seni yaralıyor, yok sayıyor, yıldırıyor, başucunda bekliyor, yüzüne üflüyor, seni iyileştiriyor da olabilir. Gitme, kal. Hep zaman yok, kalmadı denecek. Hadi gitme. Kal. Ya da git! Dön geri. Bu yer, tutsak bir kimsenin ilk bedeni. Çoktan ayartıldı. Bu yer tek ayartılmanın, sevmenin sürekliliği... Ya git, ya da kal... Dön geri."  | İÇİNDEKİLER |
Mesed Panter'le Pembe Alıştırmaları Ha-Ah-Bakıh-Zukrum Azzuro Vecchio Bahar Sofrasından Kalkan Adam "İlhan Ekler" Masal Öfke Evlat, Evveliyat! Zalim Bey'in Ucuz Zürriyeti Başlangıç Tıpkı Hayal Ettiğim Gibi En Güzel Pazar Günü  | OKUMA PARÇASI |
"Panter'le Pembe Alıştırmaları", s. 16-25 Vazgeçemediğimiz eşyalar vardır. Atamadığımız, bir başkasına vermeye kıyamadığımız sıradan şeyler... Kulbu kırık fincanlar, güve yeniği kazaklar, kadri bilinmemiş üvey gömlekler, elden ele gezmiş çirkin hediyeler, kırılır diye hiç kullanılmamış sırça bardaklar, cam kâseler, gizli suçlar, tuhaf renkler... İsmail Bey'in pembe bir yastığı vardı. Böyle özel eşyaların, herkesin kendine göre kurduğu, yorumladığı hikâyeleri olur. Mesela, bazı dostları, pembe yastıkta, İsmail Bey'in öbür yüzünü, nedense göstermediği ya da gösteremediği güler yüzünü görürlerdi. Bazılarına göre bu yastık, İsmail Bey'in hayatta heves edip de yapamadıklarının bir simgesiydi. Kimi, yastığın, İsmail Bey'de gizli kalmış bir mizah duygusunu ele verdiğini ileri sürerdi. Başka şeyler düşünenler de vardı. Hepsi de haklıydı herhalde. Çünkü nefti ve gri tonlarının ağır bastığı oturma odasındaki bu pembe yastık, bütün şüpheleri üstüne çeken bir leke, İsmail Bey hariç, herkesi şaşırtan bir aşırılık, bir fazlalık ve belki de tek güzel şeydi. İsmail Bey kendini bildi bileli süsten tiksinmişti. Bilmediği, anlamadığı şeyleri evine sokmamış, töresine uymayan şeylerden her fırsatta kaçınmıştı. Zaten, anasının ölümünden sonra, kendi payına düşen eşyaları komşularına dağıtmış, "Alın bu kurtlu lenduhaları, satın, savın, ne yaparsanız yapın, ben bıktım," demişti. Oturma odasında, asker gibi dizilmiş bir divan, iki koltuk ve iki sehpadan başka eşya kalmamıştı. ... | Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Olcay A. Kara, "Tanıtım Yazarından Eleştirmene Tiyo’lar", Cumhuriyet Kitap Eki, 6 Mayıs 2004 Sevgili Eleştirmen! Sizleri bu tanıtım yazımda biraz gerilere, Yazı’nın ‘kâğıda dökülür sözcükler’ değil de, onların ‘sıralanışı’ olduğunu söyleyen bir kitaba götüreceğim. Öyle bir kitap ki, 10 yıl geçtikten sonra, ‘arkakapak’ın tam bir ‘önkapak’a dönüştüğü görülür... Bu kitap, 10 yıl sonra o kapaktaki siyah-beyaz fotoğrafından okunmaya başlanır. (“Gerçek başlangıç aslında ‘çoktan başlamış olanlar’ın sonuçlarında yatar.”) * Biz o fotoğraftayızdır hâlâ!.. ‘Söz’ de bize bakıp gülümser, ama biraz sonra sayfaları tel tel açarken görülür, ki, aslında o koca elli yazar avuçladığı kedinin şaşkın bakışlarıyla bizden çok çok uzaklara sıvışıp gider. Sana yazmaya başlamak bile sana kıymak aslında... Anlamların mührünü böylesine arlanarak kurcalamak, 10 yılda bir, biz tanıtım yazarlarına düşer. Çok afedersiniz, “Henüz masal olan şu zaman,”diye ısrarla arkakapağından başlamayı sürdürür kitap, “sana göstermeden bir yere gizlenmiş olabilir. Ya git, ya da kal. Mesafeyi dondurmuş, boğazını kurutmuş, dilini koparmış, başını döndürmüş olabilir. Git, ya da kal. (...) Sadece parmaklarının yardımıyla konuşabilen şu dudaklardan sızan sayıklama, seni yaralıyor, yok sayıyor, yıldırıyor, başucunda bekliyor, yüzüne üflüyor, seni iyileştirebiliyor da olabilir. Gitme, kal!” Yazar Hür Yumer, kitap Ahdım Var, yıl 1994. 2004’ten 1994’ü çıkar, elde kendisinin ... | Devamını görmek için bkz. |  |
|