 | | ISBN13 978-975-342-825-5 | | 13x19,5 cm, 240 s. |
Liste fiyatı: 29.50 TL İndirimli fiyatı: 23.60 TL İndirim oranı: %20 {"value":29.5,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"956","item_name":"Yukarıda Ses Yok","discount":5.90,"price":29.50,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Yukarıda Ses Yok Özgün adı: Boven is het stil Çeviri: Türkay Yalnız Yayıma Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan Kapak Resmi: Ed ve Nancy Kienholz Kapak Tasarımı: Emine Bora |
2010 IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü Hollandalı yazar Gerbrand Bakker'ın ilk romanı olan Yukarıda Ses Yok, aile çiftliğinde yatalak babasıyla birlikte yaşayan elli beş yaşındaki Helmer'ın hayatından bir kesit sunuyor bize. İlk bakışta son derece sakin ve olaysız görünen bu hayat aslında trajik bir geçmiş üzerine inşa edilmiştir, zira Helmer'ın ikiz kardeşi on dokuz yaşındayken bir araba kazasında ölmüş ve Helmer yoluna "yarım" bir adam olarak devam etmek zorunda kalmıştır. İşin içine, ölen ikizi her daim üstün tutan bir baba ve üstlenilmesi gereken çiftlik işleri de girince, Helmer'ın hayatı hiç istemediği bir istikamette ilerlemiştir. Derken bir gün, ölen kardeşinin sevgilisinden gelen bir mektup Helmer'ın durgun hayatında beklenmedik bir çalkantı yaratır ve zaten hiçbir zaman tam kapanmamış olan eski defterler tekrar açılır. Bakker'ın ustalıklı bir dille kaleme aldığı Yukarıda Ses Yok, geçmişe takılıp kalmış kırgın bir adamın bocalamalarla dolu iç dünyası üzerinden varoluşun temel meselelerini sorgulayan, gücünü yalınlığından alan etkileyici bir roman.  | OKUMA PARÇASI |
Açılış Bölümü, s. 9-12. Pederi yukarı attım. Önce onu bir sandalyeye koyup yatağı söktüm. Üzeri daha yalanıp temizlenmemiş birkaç dakikalık buzağı gibi oturup durdu o sandalyede, sarsak bir kafa ve bir yere sabitlenemeyen gözlerle. Battaniyeleri, çarşafları, döşek yüzünü çekip aldım; döşekle yatağı duvara yasladım; vidalarını söküp yatağın baş ve ayakuçlarını yan yüzlerden ayırdım. Mümkün olduğunca ağzımdan soluk alıp vermeye gayret ediyordum. Yukarıdaki odayı –kendi odamı– ise çoktan boşaltmıştım. "N'apıyorsun?" diye sordu. "Taşınıyorsun," dedim. "Ben burada kalmak istiyorum." "Olmaz." Yatağında yatabilirdi. Bir yarısı on yılı aşkındır buz kesse de, baş konulmayan yastığı hâlâ yerli yerinde durur o yatağın. Üstteki odada, ayakucu pencereye gelecek biçimde, bütün parçalarını yerine geri vidaladım. Ayaklarının altına takoz yerleştirdim. Tertemiz çarşaflar serip iki yeni yastık kılıfını da geçirerek yeniden yaptım yatağı. Sonra pederi merdivenden yukarı taşıdım. Sandalyeden kaldırdığım andan yanak yanağa geleyazdığımız o yatırma anına değin gözlerini yüzümden ayırmadı. "Kendim yürüyebilirim," sözü ancak o an çıktı ağzından. "Hayır, yürüyemezsin," dedim. Pencereden, görmeyi beklemediği şeyleri görünce, "Yatak yükselmiş," dedi. "Öyle. Dışarıya baktığında bir tek gökyüzünü görme dedim." Mekânın yeniliğine, yenilenmiş çarşaflara, yastık kılıflarına karşın ortalık küf kokuyordu; küf ve nem kokan pederdi. İ... | Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Cüneyt Kavalalı, ''Kırgın bir adamın öyküsü'', Sabah Kitap Eki, 16 Aralık 2011 Eğer kitapları bir renkle tanımlamamız istense Yukarıda Ses Yok’a ''gri-mavi'' derdim. Tıpkı kitabın kahramanı Helmer’ın çiftliğindeki odalarını yeni baştan boyadığı renk gibi ya da tıpkı çiftlik evinin bulunduğu Kuzey Hollanda’daki coğrafyaya hakim olan genel renk gibi... Gri-mavi her şeyden çok yalnızlığı ve tecrit edilmeyi çağrıştırıyor. Romanın konusu da zaten coğrafi nedenlerle tecrit edilmiş gibi duran bir kırsal arazide yaşayan, yalnız bir adamın hikayesini anlatıyor. Aslında tam yalnız sayılmaz. Ne de olsa çatı katına yerleştirdiği ve son gününün gelmesini beklediği yatalak bir babası var Helmer’ın. Ama o baba sağlıklı da olsa bir şey fark etmezdi çünkü Helmer, doğuştan yalnız ruhlardan… Üstelik kaderin o tuhaf espri anlayışıyla Helmer, çoğumuzun aksine doğuştan yalnız olmamakla kutsanmıştır. Kendisine tıpatıp benzeyen bir ikiz kardeşi daha vardır Helmer’ın; Henk... Ta ki Henk, henüz 18 yaşında bir araba kazasında ölene dek... İlk romanı olan Yukarıda Ses Yok ile en prestijli edebiyat ödüllerinden Uluslararası IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk Hollandalı yazar olan Bakker, tıpkı kahramanı Helmer gibi bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve yine aynı onun gibi Amsterdam Üniversitesi’nde Hollanda dili ve edebiyatı okumuş. IMPAC sonrası tüm dünyada tanınır hale gelen Bakker’in peşi sıra iki romanı daha yayınlanmış. Yukar... | Devamını görmek için bkz. |  |
Samed Karagöz, ''İkizimin hayali'', Radikal Kitap Eki, 4 Kasım 2011 Hollandalı yazar Gerbrand Bakker, daha çok Garbner Bakker ismiyle tanınıyor. Yazar, Yukarıda Ses Yok romanıyla 2010 yılında, IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü’nün sahibi oldu. Ödül töreninde konuşma yapmak yerine Hollanda’nın 1994 yılında Eurovision şarkı yarışmasında temsil eden Waar is de zon? (Güneş Nerede?) isimli şarkıyı söyledi. Flemenkçesi 2006’da yayımlanan bu eser, başta Almanca olmak üzere İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Çince, Fince ve Yunanca gibi dillere çevrildi ve büyük ses getirdi. Uzun zamandır dünya çapında önemli bir yazar ortaya çıkaramayan Flemenk edebiyatına dikkatlerin çevrilmesine neden oldu. Bakker’in uğraşı alanları onun ne denli geniş ölçekli bir yazar olduğunu gösteriyor. Flemenk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, tarihsel dilbilgisi alanında çalışmalar yaptı. 80’li yıllarda Paul Biegel, Nannie Kuiper ve Dolf Verroen gibi yazarlardan etkilenerek çocuk edebiyatı konusuna yoğunlaştı ve ilk kitaplarını bu alanda verdi. Edebiyat mezunu olması ve tarihsel dilbilgisi çalışmaları sayesinde iki ciltlik çocuklar için etimoloji sözlüğü hazırladı. İlk çocuk romanını 1999 yılında yazdı ve özellikle Almanya’da büyük başarı sağladı. Bir dönem bahçıvan olarak çalıştı. 2007’den bu yana buz pateni hocalığı yapıyor. 2009 yılında Yukarıda Ses Yok’un film ve tiyatro uyarlamaları yapıldı. Gene aynı yıl Juni (Haziran) isimli ikinci romanı ... | Devamını görmek için bkz. |  |
Ali Bulunmaz, ''Yarım bir adamın hikâyesi'', Cumhuriyet Kitap Eki, 29 Aralık 2011 Özgeçmişine bakıldığında, Gerbrand Bakker’ın hayli ilginç bir kişilik olduğu görülüyor. Çiftçi bir aileden gelen ve Amsterdam Üniversitesi’nde Hollanda edebiyatı okuyan Bakker, profesyonel bir bahçıvan. 2003-2006 arası Clusius College’da bahçıvanlık öğrenimi gören yazar, çocuklar için hazırladığı etimoloji sözlüğüyle adını duyurdu. Yukarıda Ses Yok, Bakker’ın 2006’da yayımlanan ve IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü’nü kazandığı romanı. Bakker’ın bu kitabıyla IMPAC ödülü kazanan ilk Hollandalı olduğunu not edelim. Sorular ve çelişkiler içinde biri Bakker’ın Yukarıda Ses Yok’u başkahraman Helmer’ın hayatına odaklanıyor. Biraz trajik bir geçmişe sahip olan bu adam, eski defterlerin aslında hiç kapanmadığını anladığında günleri hareketlenmeye başlar. Helmer’ın geçmişe takık halini, yatalak babası tarafından el üstünde tutulan ölmüş ikiz kardeşine dair iç dökümleri onu takip ediyor. Bakker, Helmer’ın dilinden öncelikle manzarayı anlatıyor bize: Yatalak baba, eskiden annesiyle pederinin yattığı odanın şimdi Helmer’a ait olduğu, küf kokulu ev, kırın görüntüsü, kürekçilerin uğrak mekânı göl ve değirmen. Tüm bunlar Helmer’ın nasıl bir çevrede hayatını devam ettirdiğini anlamamıza yardımcı olurken gelecek olaylar için okuru hazırlıyor. Bu betimlemeler içinde anlatıcı Hemler, 1947’de beraber doğduğu, hatta birkaç dakika büyük ... | Devamını görmek için bkz. |  |
|